Radyo  |  Chat

 

Giriş sayfam olsun

 

 
 
   

RADYO İSTEK SAYFASI

Radyoyu radyo sitemizde üst player olarak dinlemek için Tıklayın

Winamp ile dinle

Bilgisayarınızda Winamp Yoksa Buradan indirin

 
 
ÇATALAĞAÇ KISA MENÜ
ZİYARETÇİ DEFTERİ
ADRES DEFTERİ
TÜRKÜ ve ŞARKI DEFTERİ
ŞİİR DEFTERİ
ÇATALAĞAÇ VİDEOLAR SİTESİ
RESİM GALERİSİ
SİTE TEMSİLCİLERİMİZ
BİLGİ EDİTÖRLERİMİZ
SPOR HABERLERİ 
GİRESUN HABERLERİ 
YÖRESEL KELİMELER SÖZLÜĞÜ 
DOĞANKENT, DOĞANKENT HABERLERİ 

Site içi arama motoru

 
 
 
 
   TARİHÇE
   COĞRAFİ YAPI
   EKONOMİK
   İDARİ DURUM
   SOSYAL YAPI
   EĞİTİM SAĞLIK
   NÜFUS
   KÜLTÜR
   SANAT
   EĞLENCE
   YAPILAR
   HİKAYELER
   MASALLAR
   SÖZLÜK
   TEKERLEME
   BİLMECELER 
   KELİMELER
   ATA SÖZÜ
   DERNEĞİMİZ
   KOOPERATİF
   GÖÇLER
   SOYAĞACI
   ÇALIŞANLAR
   MAHALLELER
   YAYLALAR
   MEKANLAR
   EMEKLİLER
   ŞİİR DEFTERİ
   ADRES DEFTERİ
   TÜRKÜLER
   ŞARKILAR
   YEMEKLER
   ERKEK İSİMLERİ
   BAYAN İSİMLERİ
   İLETİŞİM 
   DOST SİTELER
   BİLGİ GÖNDER

 
Anasayfa > Eğitimcilerin Yazıları >

Göçler ve Şadı
 

 

Yıl 1974 Rize de okuyorum. Boş zamanlarımızı arkadaşlarla özellikle batıya doğru gezerek geçiriyoruz. Batı, çünkü arkadaşlar da bizim oralı, kimse birbirine söylemiyor ama ilerdeki tepeden köyümüzü görebileceğimizi sanarak tepeye doğru ilerliyoruz. Tepeye geldiğimizde. Hayal kırıklığı Bir tepe daha çıkıyor karşımıza. Göremiyoruz tabi ama yine de her defasında o tarafa doğru gidiyoruz. 

 

Küçük yaşta ayrılmış olmamızdan mı bilmem hep özlem duydum köye. Her fırsatta gittim, Her fırsatta gidiyorum, Her fırsatta gideceğim

 

Bir gün Kara dereli Gil in Harun köye gelmiş anlatıyor. Arkadaş, bize bu sene Sarım saklı da 15 gün tatil çıktı. Gidip iki gün kaldık. Yedik, içtik, yüzdük. Bir sabah eşime: -Çantaları hazırla köye gidiyoruz, dedim. Köye geldik. Çöten yandan bir çuval fındığı solumadan eve çıkardım. Öyle rahat ettim ki anlatamam.. demişti.

 

Haklıydı Harun. Vatanın sevilmesi için güzel olması, topraklarının verimli olması ya da kolay ulaşılır olması değil, dinlediğin hikâyelerin, efsanelerin olması, oralarda anılarının olması, sevdiklerinin, seninle aynı kültürü paylaşan insanların, hayallerin olması, atalarının mezarının olması gerekiyor. Daha doğrusu oraya özlem duyman gerekiyor. Bütün bunlar içinde vatandan uzak olman gerekiyor. Göç etmen gerekiyor.

 

Biz Türklerin kaderi midir, nedir ömrümüz göçle geçiyor. Yaylaya göç, köye göç, okula göç, gurbete göç göç, göç, göç.

 

Ta ki Horasan dan çıktık yola. Kültürümüzü, kimliğimizi korumak için. Geleceğimizi başka yerlerde aramak, neslimizi devam ettirmek için.

 

Çöllerde yok olmamak için kuzeyi takip ederek Erzurum yaylalarına geldik. Yeni konakladığımız yere Horasan ın adını koyduk. Arkadan gelenler çoğaldıkça daha batıya ve güneye dağıldık. Geçtiğimiz, konakladığımız yerlere vatanımızdaki yer adlarını vere vere.

 

Yaylalardan mı indik Şadı ya, batıdan mı geldik? Çepni miyiz yoksa Şadıllı mı? Bilinmez ama ikisinden biri olduğumuz kesin. Zaten Çepnileri biliyoruz. Biz Şadıllı olduğumuzu varsayarak kısaca Şadılıların kim olduğuna bakalım.

 

Qədim türk boylarından olan şadılı tayfalarından bəhs edən tarixi qaynaqlar həm məkan, həm də zaman baxımından olduqca genişdir. Belə ki, ilk dəfə şumer mətnində şad sözü, Asur və Urartu qaynağında gördüyümüz şad, şadılı sözləri məkan baxımından Urmu gölü hövzəsi və İrəvan mahalına aiddirsə, sonrakı tarixi mənbələrdə şad sözünə Orxon abidələrində və Çin qaynaqlarında rast gəlmək olur (1)

 

Bugünkü Türkçeye çevirdiğimizde:

Kadim Türk boylarından olan Şadıllılardan bahseden tarihi kaynaklar hem mekân, hem de zaman bakımından oldukça geniştir. Şöyle ki, ilk defa Şad sözü, Asur ve Urartu kaynaklarında gördüğümüz Şad, Şadılı sözleri mekân bakımından Urmu gölü havzası ve İrevan (İran) bölgesinde, sonraki tarihi dönemlerde Şad sözüne Orhon Anıtlarında ve Çin kaynaklarında rast gelinmektedir (2)

  

Şadıllılar,  Hazar Denizi' nin güney doğusundan, Horasan Bölgesinden gelmişlerdir. Şadıllı Kavimi Arap istilalarından dolayı Horasan bölgesinden göç eden Güney-Türk (Oğuz) Boylarındandır. Dilleri Güney Türkçesi olan Hallaçça ve Horasan Türkçesidir. Şad Olan Şad Olmuş anlamına gelir. Horasan da Müslümanlığı kabul etmelerine rağmen, ya da kabul etmiş göründüklerinden dolayı kendi gelenek, görenek ve inançlarını muhafaza edenlerden olan bu  Aşiret, yaşadıkları topraklar üzerinde can ve mal güvenliğinin kalmaması üzerine; tarihte kendilerinden daha önce Horasan ı terk eden diğer kavimler gibi onlarda 13. ile 14. Yüzyıl arası batıya doğru göçe koyulmuşlardır. (2)

 

Görülüyor ki Şadılı da olsak ,Çepni da olsak Türküz  ve Türk  olduğumuzdan hiç birimizin kuşkusu da bir sıkıntısı da yok.

 

NEYSE.

Önce Harşit,Kanyaş derken  Pirali Gıranından Şadı ya. Tabi adı Şadı ise. Nedense hep yükseğe çıkmak istedik, daha yükseğe... Biz geldiğimizde adı Şadı olmasada burada yerleşim vardı ve burada insanlar yaşıyordu. Öyle olmalıydı. Çünkü, doğuyu ve güneyi Karadeniz e bağlayan en kısa güvenli ve stratejik öneme sahip olan Harşit Vadisinde özellikle Harşit,Şadı ve Kürtün ün yerleşime kapalı olması düşünülemez. Ancak köyümüzde bu yerleşim bazı mahallelerle sınırlı olabilir. Şahsi görüşüm bu yerlerin Köse Deresi, Sona Kıranı yani eski mahalleleri birbirine bağlayan patika yoldan altı olabilir.

 

Tabi o zamanlarda  buralar şimdiki gibi dik yamaçlar değildir. Rahmetli Sebetçi Kızı ninem €œBir sel oldu, Yarıvet teki gürgenler dimdik Fırışlık la bizim mahallenin arasından geçti. €œ Derdi. Bu ifade, ağaçların suyun yüzünde dik geçtiği anlamında anlaşılmamalı. Dağlar bütün olarak kayıp gitmiş. Bu seller önceleri daha şiddetli olmalı ki Şadı güneyi de düzken şimdi bu halde.

 

Şadı ya  geldik, demiştim. Patika yoldan üstündeki ormanı kırıp kendimize yer açmaya başladık.Açtığımız yerler bazen kapandı .Yeniden açtık. Kimi savaşlarda öldü insanlarımızın. Kimi karnını doyurmak için göç etti..O zaman dan bu tarafa köyden ayrılanların kurduğu nice Şadılar oldu..Tabi gidenler kadar olmasa da arkadan hep gelenler oldu.Hepsi kaynaştı, dost oldu. Akraba oldu ve dahası Şadılı oldu. Bundan sonrada gelen olur mu bilinmez ama gidecek fazla kimse kalmadı artık.....

 

Geride kalanlar çalışmaya biraz daha yukarılara çıkmaya, Ormandan yer açmaya devam etti. Ta ki bizim kuşağa kadar.(Burada birazda kendime pay çıkarayım) 

 

Yıl  1976 veya 77 olabilir. Ilazgilin İsmail, Mustafa ve ben DepeYatak ta kışlamızı genişletmek için gürgenlerin altındaki orman güllerini kırıp yakarken akşam olduğunun farkına varamadık. Zekiye Bibi m Teknedaştaki duzlaktan çağırıyor.Yakuuuuup, İsmaiiiiiiiil, Mısdavaaaaa... Mahallede akşam olmuştu. Oysa bizim yanımızdan bakıldığında güneşin batmasına çok vardı. Çünkü biz köyün tepesindeydik. Köydeki hareket alanımız o kadar genişti işte. Bizim o günkü açmamız köyümüzün son genişleme hamlesi oldu herhalde.

 

Sonraları ne oluyor demeye kalmadı. Sanki bir tufan oldu ve millet hayvanlarını satıp gurbete gitmeye başladı. Osmanlının güçsüz düştüğü zamanlarda toprak kaybettiği gibi Şadı da son genişlediği yerden aşağıya doğru daralmaya, küçülmeye başladı. O kadar ki bugün Teknetaş, Dağkol, Taşbaşı hattından üstüne girilemiyor artık. Bilmiyorum bu durum böyle devam eder mi? Böyle devam ederse  köy daralmaya, küçülmeye devam edecek. Belki de araba yolundan üstü ormana kalacak.

 

Yukarıda da belirttiğim gibi Şadı adını verdiğimiz köyümüz yüzyıllarca göç almış ve göç vermiştir.Ama  giden göçler Şadıyı beğenmediklerinden değil, Savaşlardan, nüfusun kalabalıklaşmasından ve Şadının insanları besleyememesinden kaynaklanmıştır. Çünkü Şadı hiç kimseyi zengin etmemiş, hatta doyurmamıştır.

 

Bu göç olgusu halen devam etmekte ve işin kötü tarafı gidenler geri dönmemektedir. Bu dönmemenin sebebi insanlarımızın gittikleri yerlerde küçük Şadılar oluşturmasıdır. Ama ben inanıyorum ki onlar Şadı ya gelmezseler de Şadı yı özlüyorlar. Benim özlediğim gibi. Şadı yı hiç görmeyenlerde özlüyor. Benim Horasan ı, Hazar ı bilmediğim halde özlediğim gibi.

 

Bu gün artık özlediğimiz veya özleyeceğimizi düşündüğümüz Şadı yok. Şadı yalnız. Şadı kaderine terk edilmiş. Şadının patika yollarında kemençe eşliğinde gelinçiler dizi dizi gitmiyor artık. Şadının Çocukları Taş başında top oynamıyor. Çobanları Ören de, Koca Gürgen de kaval çalmıyor, Ormanlarından balta sesi gelmiyor. Değirmenleri güldür güldür mısır öğütmüyor. Bahçelerinde kuzular meleşmiyor. Çayırlarından tırpan dişeyenlerin çekiç sesleri gelmiyor.

 

Şadı üzgün, Şadı karamsar, Şadı terkedilmiş. Şadı hata yaptığının, Şadı kimseyi doyuramadığının farkında. Dahası, Şadı son bir hamleyle kirleneceğini, yok olacağını bile bile karnını yüzlerce yerinden deldirerek içindeki madenleri çıkarmaya çalışıyor. Belki bizi döner diye.

 

Ne dersiniz bence dönelim

 

Yakup PİR- yakuppir28@hotmail.com

 

Kaynaklar:

(1)- http://history.azerall.info

(2)- s.alcinkaya@freesurf.ch

 

 

     

Etiketler (Tags)

Catalagac Koyu l catalagac l catalagaclilar l Giresun Tarihi l Gorele l Derindere Mahallesi l Dogankent l Harsit Haber l Dogankent Haber l Giresun haberleri l Doymus Koyu l Dogankent Kaymakamligi l Sait Ucar l Huseyin Bicak l Ali Alim l Dogankent Resimleri l Dogankent Muftulugu l Dogankent ilkogretim l Toplist l Guvenlik Koyu l Dogankent Belediyesi l Merkez Mahallesi l Tahmaz Muzik l Piroglu iletisim l Tekin Gida l Koy sitesi scripti l Yoresel Kelimeler Sozlugu l

Sihli koyu l Dogankentliler l  Aslancik l Tirebolu Belediyesi l Giresun Valiligi l Tarihi l Topal Osman l Dogankent Forum  l

 

Çatalağaç ve Çatalağaç Köyü görüş ve önerileriniz

Sitemizde  ziyaretçi online

 Sitemizi iyi çözünürlükte dolaşmak için Flash Player 9'u indirerek bilgisayarınıza kurunuz.

Copyright © 2007 - 2008 SERDAR GÜVENDİ
Sitemiz ve Radyomuz Noter Tastiklidir. - Site Sahibi ve Editörü: Seyit GÜVENDİ

Giresun İli Doğankent İlçesi Çatalağaç Köyü Tanıtım Sitesi

 

Merkez Mah. Belediye Sok. Doğankent / GİRESUN Tel: 0543 874 65 61

Mail/Msn: catalagaclilar@hotmail.com


Ontube l Harşıt Vadisi l Program indir l Toplist l İzlesene l Ödev indir l
 

 

eXTReMe Tracker