
Hayatım Ve Soyum: 1927 yılında şadıda doğdum annem Ayşe, babam Emin. Kesim Hasan dedem
çocukken dandı dan 5 yaşında iken, annesi ile beraber köye gelmişler. Annesi
Deli Halil ile evlenmiş. Babalığı ile duramamış. Derici Mustafa dedemi çoban
olarak yanına almış köyün delikanlıları Kesim Hasanı istememiş kovmuşlar o da
koyunlarını alarak dönmüş yola dandı dan ya gidiyormuş. Dere kıyısında Derici
Mustafa ya rastlamış, Derici Mustafa dedemi geri çevirip köye getirmiş. Derici
Mustafa dedeme bacısını verir ve ayırır. Bacısının evi Han yanda imiş. Orada
durun demiş. Kesim Hasan Han yanda yaşarken koyunlarını çoğaltmış. Köyde yol
parası aldı altında kişi vergisi alınırmış, Deli Halil de bu parayı verememiş,
Zigana ya çalışmaya giderken yolda bir kişi ile kavga etmiş ve öldürmüş.
Cezaevine düşmüş. O dönemde kan bedeli verilince cezaevinden çıkılıyormuş. O da
Kelli yanını satılık etmiş ve Kesim Hasan a satarak öldürdüğü kişinin
varislerine kan bedeli ödemiş. Kesim Hasan da Kelli yanını alarak Han yandan
köye çıkmış.
Kesim Hasan ın 7
çocuğu olmuş; Gadun Düzce de evli, Emin, Talip. Eminin Çocukları 4 tanedir. Bir
tanesi ölmüş Üç tanesi yaşamaktadır. Emine Kılıç, Rasim Yılmaz, Hasan Yılmaz.
Talip Kesim Hasan ın
beşinci oğlu 1903 doğumludur. Birinci Dünya Savaşı yıllarında ilk evlendiği eşi
Boynu yolun da kolera salgınından ölmüş. Diğer evliliğini Ekizo Tufanın kızı
Gülhanım la yapmış. Bu evlilikten 3 çocuğu olmuş; Şaziye (Zekiye), Emine,
Nuriye.
1952 yılında amcam
kızı Zekiye ile evlendim. Bu evlilikten 2 oğlum 2 kızım oldu. Yeşim Keşap ta
Nihat la evli, Emine Haşimo Yunis le evli, Ali, Mustafa dır. Köyde çiftçilik
yaparak hayatımı geçirmekteyim. Köyde 1963 1967 yıllarında ihtiyar heyetliği
yaptım. O dönem muhtar Osman Güvendi, azalar Hasan Yılmaz, Mehmet Güvendi
(Hocanın oğlu), Hacı Mehmet Güvendi, Hüseyin Kandaz.
Köyde insanca yaşadık,
millete her konuda yardımcı oldum. Bundan sonrada köylülerimle toplum işlerinde
birlik ve beraberlik içinde olmamızı temenni ederim, elimden gelenide yaparım.
Köyümüzden göçenlere
gelince:1) Cemil Günçaldı, 2)
Delehallo Halil in Oğlu Ali, 3) Akifo Fikri nin Oğlu Ali
Gazilerimiz,
Şehitlerimiz ve Esirlerimiz Şunlardır:
Bildiğim Şehitlerimiz Yemene askere gidenlerimizin
geri dönmeyenleri, Kesim Hasan ın Oğlu Tufan. Gazimiz ise Bekteşo Recep Günçaldı.
Esirlerimize gelince Abdullo Mehmet, Kesim Hasano Emin. Babam ve Abdullo Mehmet
Kars savaşında Ruslara esir düşmüşler, babam Rusya dan kaçmış ve İstanbul
üzerinden köye gelmiş, Abdullo Mehmet ise 2 devlet arasında ki antlaşma ile
gelmiş.
Birinci Dünya Savaşı
Ruslar 1915 de Şadı ya gelmiş. Köy işgal olunca
köylüler taşınmaz mallarını bırakarak köyden kaçmışlar. Buradan kalkan insanlar
yollarda ölenler hariç, geri dönmeyenler; Bolu Düzce civarlarına akıp gitmişler.
Fırışlık Mahallesinde muhacirlikten geri dönenler:
Çalıko İsmail, Kesim Hasan, Tufan ağa kızı Hatice, Kesim Hasano Emin, Delehallo
Ali, Tuğlu Haşim, Tuğlu kızı Gülhanım, Bekteşo Recep, Azizo Mustafa dır.
Köyde bildiğim Muhtarlar:
Hacı Bekir Güvendi
1946 da yılında, Fikri Güvendi (Tasıldaro) 1950 li yıllarda, Mehmet Güvendi
(Hocanın oğlu) 1954 iki dönem, Osman Güvendi ( Akifo) 1963 iki dönem, Recep
Günçaldı (Bekteşo) 1962 kırk gün. Bu arada Recep Günçaldı dan Mühür alınıp Osman
Güvendi ye verildi. Ancak şikâyet üzerine muhtarlık Osman Güvendi den alınarak
Çatalağaç Köyü İlkokulu öğretmeni Çetin Küçük e verildi. İlk seçime kadar Çetin
hoca muhtarlık yaptı.
Cumhuriyet kurulduktan
sonra ise Abdullo Mehmet, İskendero Mustafa, Mahmut muhtarlık yapmışlar. İlk
Nüfus sayımını İskendero Mustafa yaptırır. Nüfus sayımını yaptırırken yazıcı ile
beraber sıkıntıdan sigara içer, içtiği sigaraları yarım yarım atar. Nüfus
sayımını yapan memur muhtara; muhtar sigara içer mi? içer, yarım yarım atar mı?
Atar. Biz gidenden sonra sigara da biter dertte biter der. Bu nüfus sayımı
yapılırken amcam Şadı da Yılmaz soyadını almış. Amcam babama da mektup yazar
sizde isterseniz bu soy ismi alın diye. Bizde o dönemde aynı soyadı aldık. Ben
askere Kandıra dan gittim.
Yaylalarımız hakkında
bildikleriniz: Biz hep Tepealan
Eski obada durduk. Masur obasında ekseriye Orta Mahalleliler duruyor. Çatakçayır
yaylasın da ise Derindere Mahallesi insanlarımızın durduğunu biliyorum.
Mezarlıklar: Kıyı tarla mezarlığı kurulmadan önce kadının biri rüya görür,
Rüyasında Gökçebel Mahallesi mezarlığına naaşı götürülürken Gökçebelliler
tarafından taşlanır. Geri dönerlerken beni kale boynunda bir tikenin altına
bıraktılar der. Köylülere vasiyet eder, bakın ben ölürsem Gökçebel Mezarlığına
götürmeyin, kale boynuna dikenliğin dibine bırakın demiş. Nihayetinde kadın
ölmüş köylüler vasiyeti dinlemeyerek Gökçebel mezarlığının yolunu tutmuşlar, ne
var ki kadını dediği gibi taşlanmışlar. Geri dönerek bayanı dediği yere
bırakmışlar. Böylece kıyı tarla mezarlığı kurulmuş.
Tepealan ocak yanı
mezarlığında; karalı kızı Fadime ninem (Dericini bacısı),Fadime ninemin oğlu
Salih, Ali Şahin in annesi, Bekteşo Recep in Hanımının mezarlarının olduğunu
biliyorum.
Bizim evin önündeki
mezarın çocuk üzerine ölen bir bayanın olduğunu duydum.
Dursun gilyanın sahibi
Dursunun hanımı Maviş Derici Mustafa nın bacısı. Dursun ora da vurulmuş, mezarı
Dursun gilyandadır.
Bizim evin yanına ala
gilyanı derler. Diğeri Bayalio Yakup, Huşut. Bunlar bizim durduğumuz evin
sahipleri.
Bu Mahallede Soylar:
Alagil: Bizim evin yanının sahibi, Tuğlu gil: Alagilden, Vay Ali gil: (Alagil),
Aziz gil, Bekteş gil, Haşim gil: Alagil, İzzet gil, Tufan gil, Gara dereli gil,
Sako İsmail, Çalık oğulları.
Fındık Tarımı: Alagil yanda birinci Dünya savaşından önce (Usta gil yanda) ilk olarak
fındık dikilmiş. Bu fındık olan yerin mazisi şöyle; Şebci Mehmet e (Beşirli) bir
kişi vurdururlar. Beşirli tarlasını Alagilin Huşut a satar ve kan bedeli öder.
1952 de tasıldar gilin Hozan tarlasını fındık bahçesi olarak gördüm. 1952 de
hoca gilin bahçesi de yetişkindi. Birde Yakupo Mehmet in evi yanı Depeci gil
yanıdır. Depeci Babam Emine satmış. Bizde Yakupo Mehmet e sattık. Emin gilyanı
Ayvaz gilyanı olarak ta bilinir. Kelli yanda eski yoldan altını da babam Depeci
den almış.
İmece:
Mahalleliler bir araya gelip, ortaklaşa yaptıkları çalışmadır. Öğlene kadar bir
kişiye öğleden sonra başka bir kişiye iş yapılırdı.
Kireç:
Dere gözünde dişmer deresinde kireç taşı vardı. Oraya kuyu açılır, taş duvarla
çamurlu olarak etrafı örülürdü. Bu kuyuya fırın kemeri gibi kireç taşları
bağlanırdı. Bu kemerlerin altında odun yakmak için bu yola başvurulurdu. Bu
işlemi yapabilmek için özel ustalar vardı. Ateşi yakıp kireç taşını kireç haline
getiriyorlardı. Bu işleme başlamadan kireç taşının üstünü pala veya çulla
kapatıp onun üstüne toprak koyarlardı. 20 gün yayan kireç soğuması için
bekletilirdi. Kireç soğunca açılır, bu işi yapanlara taksim edilirdi. Onlar bu
kireci tarlalarına bahçelerine atarlardı.
Bildiklerinizi bizimle
paylaştığınız için catalagackoyu.info ailesi adına teşekkür ederim. Allah uzun
ömür versin 01.03.2008
Anlatan: Hasan Yılmaz
Çatalağaç Köyü Çalıklı
Mahallesi. Doğankent/Giresun
Röportaj: Seyit Güvendi