€”Selamün aleyküm,
Aleyküm selam
Sizinle burada konuşmamızın asıl sebebi değerli köylülerimizin sizinle ilgili anılarını okurken köyümüzün de bu günlere hangi merhalelerden geldiğini öğrenmelerine yardımcı olacak. Belki bu konuşmada kendi geçmişlerini bulacaklardır.
€”Kısaca çocukluğunuzdan başlayalım, bir hatıranız da olabilir.
Tabiyi ki hatıra çok. Bizim küçüklüğümüzde köyümüzde geçim kaynakları çok kısıtlıydı, fakirlik diz boyuydu. Ana geçim kaynağımız sadece hayvancılıktı. O tarihlerde okula gitme imkânımızda yoktu.
Sadece Kuran kurslarına giderdik. Çocukluğumuz doğrusu hep çalışmakla geçti desem yalan olmaz.
Tabi oyunlarda oynardık, size depelan yaylamızda geçen bi anımı anlatayım dediğim gibi çocukluğumda çobancılık yapıyordum. Bir gün yine koyunlarımızı otlatıyorduk köyün diğer gençleriyle
Bizde silah sevgisi yaygındı o zamanlar, bi dolma mermi atan tabancam vardı. Onu doldurup belime taktım tabi havamız yerinde çocukluk işte emniyet tertibatı da olmayan bir silah bu. Hava çok sıcak
Depelan yaylasının önlerinde büyükçe bir taşın dibinde biriken sudan içmek için eğildim tam kana kana su içiyordum ki tabancanın yere düşmesiyle ateş alması bir oldu ve dolgu paçavra mermi karın boşluğuma girmişti. O zaman ne doktor ne ulaşım her şey Allah a kalmış, şükrolsun köyümüzde eli bilumum işlere yatkın büyüklerimiz vardı. Rahmetli anacığım beni hemen Egeli Halil İbrahim dayıya götürdü (Abdurrahman Bayrak ın babası) biz her ne kadar korkumuzdan düştük vurulmadık desekte rahmetli olayı hemen anladı ve ameliyat malzemelerini hazırladı demir maşası, bıçak, ispirto, pamuk, iğne iplik. Halil İbrahim dayı bizi bu günkü doktorları aratmayacak titizlikte tedavi etti. Allah rahmet eylesin. Evet, şimdi o vurulduğum taşın adı yıllardır yakupoğlunun vurulduğu taş olarak anılıyor.
€” Birazda gençliğinizden ve eğitiminizden söz edelim.
Köyümüzde eskilerden beri eğitime çok büyük önem verilmiştir. Bu adeta maraton gibi bir yarışa dönüşmüştür desek yalan olmaz. Biz Kuran kursunda okuma imkânını ancak bulabildik.
Rahmetli Osman oğlu Mustafa dan yeni Türkçe yi öğrendim ayrıca rahmetli hacı Mehmet te de okudum. Okumaya çok istekliydim. Bi şey bildiğine inandığım herkesten bir bilgi almaya çalıştım.
Şebinkarahisar da Ramazan hocalığı yaptım. Yine yıllarca Köyümüzde ve Doymuş altındaki Camii de fahri imamlık yaptım.
€”Gençlik yıllarınızla ilgili hoş bir anınızı anlatır mısınız?
Tabii. Köyümüzde fındık bahçeleri yok denecek kadar azdı arazilere hep ekin ekiliyordu. Yiyeceklerimizi hep tarlalarımızdan elde ediyorduk, bu günkü gibi çarşı Pazar işi yoktu. Kurak bir yaz mevsimiydi ekinler yanmak üzere. Hoca dayım (Ali Rıza Güvendi) yağmur duası yapmak üzere köyün ileri gelenlerini topladı. Köyün başında göl yanının yukarısında ocak(Avut ocağına ) yanına gittik. Hep birlikte dualar ettik kurban kestik, kurban etini pişirmek için rahmetli Bilal emice ateş yakmaya çalışıyorken Hoca dayım €œBilal ateşi bir taşın dibine yak biraz sonra yağmur gelir ateş söner € diye uyardı. Bilal emice gülerek €˜ havada çakmak çalmaya bulut yok hoca nasıl hemen yağmur gelecek dedi ve hoca dayımı dinlemedi açık bir alana ateşi yaktı. Bilal emice Dua faslı bitti kurban kesildi ateşe koyuldu ki beklenen an geldi, evet yağmur başladı. Bilal emice telaşla ateşi taşıyacak yer aramaya başladı, Hoca dayım gülerek Bilal sana demedim mi? az önce ateşi bir daldaya yak diye, şimdi uğraş ateş sönmesin diye. (Bilal Pir Rahmetli Mehmet Pir in babasıdır). Böyle çok yağmur dualarına çıkardık ve elimiz boş döndüğümüzü hatırlamam.
€”Evliliğiniz ve ticarete başlamanız dan da söz eder misiniz?
1950 de askerliğimi Erzurum da tamamladım. 1951 de evlendim. Tabi bundan sonraki hayat mücadelemiz daha da yoğun bir şekilde devam etti. Hayatımızı kazanmak için çok yönlü çalıştık. Örneğin tacirlik, odunculuk, kahvehane, bakkal işletmeciliği gibi çok çeşitli işler yaptık.
€”Depealan yaylasına kahve açmanız nasıl oldu?
1955 te Depealan yaylamızın kelerli mevkiine kahvehane yaprak işlettim. O sıralarda yaylalar daha bir meşhurdu, ozamanlar bu patika yollar hiç boş kalmazdı. Kelerli mevkii de bütün yayla yollarının kesiştiği stratejik bir nokta olduğundan burayı seçtim. Ticaret hayatım bu şekilde başlamış oldu. Harşit ten ekmek ve çeşitli yiyecek maddelerini katırıma yükleyerek buraya getiriyor ve satıyordum. Burası da şimdi yine tarihe bir tanıklık edercesine adı halen yakupoğlunun kahvesi yanı olarak anılmaktadır.
Size bu sohbetten ve anılarınızı bizimle paylaştığınız dan dolayı catalagackoyu. info ailesi olarak teşekkür eder saygılar sunarız.
Bende sizlere ve bütün köylülerime sevgilerimi sunuyorum.
Anlatan: Mustafa Pirdal (Yakup oğlu)
Çatalağaç Köyü. Doğankent/Giresun
Röportaj: Turan Salih Pirdal
Tarih: 20.12.2007
|